Büyüdükçe düşlerimizi unuttuk.

Posted: Kasım 16, 2011 in akil fikir, hayat
Etiketler:, ,

Büyüdükçe düşlerimizi unuttuk.

Düşlerimiz olmadan silik olmaya mahkumuz.

Bizi biz yapan, bizi kendimize yakın tutan şey düşlerimizdir, çünkü.

Çocukluk fotoğraflarındaki gibi içten gülemiyorsan nedeni budur.

içmişsik biraz

Posted: Kasım 6, 2011 in hayat
Etiketler:,

think before drink

elimdeki sigaranın ucunda yıldızlar kayıyor.
başımı yana çeviriyorum ve gürül gürül akıyor asfalt.
asfalt akıp gidiyor; ben başımı dik tutamıyorum.

içmişsik biraz,
her zamankinden biraz az.
gün biraz aydın
kaybetmişiz bi’şeyleri ama kuyruğumuz dik:
duruşumuz vuruşumuzu döver.
piç dolu ortalık,
ne sözümüzü anlarlar, ne sazımızı.

yüzüme vuran rüzgarda anıyorum Tanrı’mı
ve anırıyorum, keyiften.
kralı gelse tanımam, şu an
Allah’ınıza merabam yok
Yakmışım gemileri.

seçme sapan bir uğraş

Posted: Kasım 4, 2011 in akil fikir, hayat

Bir klişeden bahsetme hakkımı kullanıyorum.

Çocukken büyüdüğün zaman ne olacaksın diye sorduklarında astronot derdim. Ergenken, yirmili yaşlarımda uzun saçlı ve sakallı olacağımı -ki bunu başardım; ve bir rock grubunda gitar çalacağımı söylerdim -rock grubu kısmı biraz sallantılı. Çok fazla Palahniuk kokuyor di’mi; astronot, rock grubu vs? Ama gerçek bu ne diyeyim, yalan mı söyl’iyim.

Şimdi otuzlu yaşlarımdayım. Aynaya baktıgım zaman, çocukluk hayalime ne kadar yakın ya da uzak olduğumu bulamıyorum -astronot ya da rock yıldızı olmadığım gerçeğini bir tarafa koyarsak tabi.

Acı olan bu. Gelecekle ilgili kurgularımızı ıskalayabiliriz. Bunda utanacak birşey yok. Ama bunun ayırdında olamama durumu ayrı bir konu.

Çocukluk hayallerine kavuşmuş olanlara da bir sözüm yok; kelime anlamıyla. Onların bu yazıdan alacağı birşey de yok ayrıca (siz onlardan biriyseniz güzel mutlu hayatınıza geri dönün, bu yazı sizin için zaman kaybı). Geri kalanlar ise çocukluk hayallerine ne kadar yakın ya da uzak olduklarının muhasebesine biraz baksınlar. mesele hesabın tutması değil unutmayın; bu hesabı yapıp yapamadığınız.

Siz biraz buna kafa yorarken ben başka birşeye de dokanmak istiyorum.

Soruyorum, ya biz hayallerimizi gerçekleştirme konusunda eğitilmediysek, tecrübe kazanmadıysak, örnek görmediysek? Akışına bırakmanın rahatlığı cezbedici gelmiş ve hatta desteklenmişse? İnsanın hayallerine kavuşması için dev dalgaları, firtınalı denizleri aşması, korkunç canavarlarla dövüşmesi ve bunu göze alacak kadar cesur olması gerektiğini bir şekilde öğrenemediysek? Bunu deneme şansı bize verilmediyse?

Hayatın tümü bir deneme yanılma oyunu değil mi? Daha doğmadan bile çevremizle ilgili “ufak deneyler” yapmıyor muyuz? Büyümek dediğimiz şey bu değil mi?

Sorun, hayatımızla ilgili deney yapma konusundaki korkaklığımızda mı, yoksa bu korkaklığı bize yutturan her neyse onda mı? Açık söyleyeyim, bu konuda anamı babamı sorumlu tutarak kolaya kaçacak değilim. Babamın abimi kucağına aldığı yaştayım -bu da çok Teoman oldu farkındayım.

Babam benden fersah fersah üstte müthiş bir adammış, şimdi daha iyi anlıyorum. Ben onun başardıklarının yarısını bile yapabileceğimden emin değilim. Bir aile ve çocuklar, bu olası başarısızlıklarımın ilk sıralarında yer alıyor. Ezcümle, babamın babalığına, anamın analığına laf etmeye haddim yok. Onlar bizleri büyütürken bizden daha yetiştkin değillerdi. Bunun için onlara kızma hakkını kendinizde görüyorsanız, lütfen buyurun bitik hayatınızın faturasını onlara kesin. Günah keçileriniz orada sizi bekliyor. Ama ben sizden biri değilim.

Cesaretten yoksun, yorgun, ve geri dönülmez yolların sapağını geçmiş hissedenler!

Bir zaman, bir yerde, bir şekilde ıskaladıklarımızın farkına varırsak, her ne kadar acı olsa da, olanı biteni silip, sıfırdan başlama cesaretini bulabilmemiz lazım. Diyelim o denli cesur ve cüretkârsınız, ve hayatınıza reset atıp yeniden yola çıkmaya, o kızı yeniden büyütmeye karar verdiniz. Bunu yapabilme şansına sahip olmak bile müthiş bir mucize olmalı; zira bunu arzulayan o kadar çok kişi tanımış olmama rağmen, çok azının başarılı olduğunu görebildim.

Öyleyse yarın sabah ilk işimin gitarımın tozunu almak ya da -varsa eğer öyle bi’şey- NASA’nın being an astronaut for dummies kitabını okumaya başlamak olması gerekmiyor mu? Bu cok “seçme sapan” bir uğraş mı olur?

 

 

 

 

Geçmiş olmasın

Posted: Ekim 29, 2011 in hayat

http://weheartit.com/entry/16863047

Aranızdan çıkmadı bir adam
Yolunuza ermedi hiç kafam
Kaçamadım o da benim hatam*

***

Günlerdir kafamı yiyip kemiriyor bu sözler:

Arasından adam çıkmayanlar kim? Kafam kimlerin yoluna ermiyor? Kimden kaçamıyorum, dünyanın öbür ucuna gitsem de?

Kendimden, şehrimden, ailemden, dostlarımdan öylesine uzak…Sarhoşum.

İnsan her yerde aynı insan. Aynı kaygılar, aynı arzular…Üç aşağı beş yukarı aynı algılar…Aynı hayatı yaşıyor, aynı çileyi çekiyor, aynı umutları paylaşıyoruz.

Herkes, her yerde aynı şekilde anlam veremiyor; milletin yoluna kafasını erdiremiyor. Ve kaçamıyor.

Öte yandan, bu o kadar da güzel ki…

Her gün yedi cihandan, yedi ayrı beşerle tanışıyor ve hepsinde ortak özellikleri görerek mest oluyorum.

Siz istediğiniz kadar sınırlarla, silahlarla, bombalarla, roketlerle ayırmaya çalışın. Irklarla, dinlerle, zevklerle, ayırmaya, ötekileştirmeye çalışın. Hepsi bir.

Aynı şeylere gülüyor, aynı şeylere ağlıyorsak; aynı şeyleri arzuluyor ve aynı şeylere küfrediyorsak, bizi ayıramazsınız birbirimizden arkadaş.

***

Zaman zaman onu öyle özlüyorum ki;

Toprak olduğunu düşünmek bile o kadar zor geliyor ki;

O gözümde o denli canlı, o denli gerçek ve o denli var ki, yok olduğu gerçeğine bile katlanamıyorum.

Hatta öyle ki, pek çok zaman, yukarıdakine haykırıyorum: kötü olan bendim, her boku yiyen bendim, yaramaz çocuk bendim. Niye onu aldın önce? Yaramaz çocuk bendim, beni atsaydın ya sınıftan dışarı. Niye sınıfın pırlantısını attın?

Bu zamanlarda, “Tanrı sevdiği kullarını yanına alırmış” sözüne inanasım geliyor.

Bu zamanlarda Tanrı’ya inanasım geliyor; her ne kadar Tanrı’nın içimde olduğuna inansam da…

***

Aramızdan birkaç adam çıktı
Yollarına baş koyacağımız adamlar
Onları bizden kaçırdıysa birileri 

Geçmiş olmasın, ruhları şad olsun.

*Duman – Geçmiş Olsun (2006)

..sabaha karşı..

Posted: Ekim 26, 2011 in defterlerden, hayat

http://weheartit.com/entry/14049371

“Bu gece sabahlar, tamamlarım!” dediğimiz günlerin sabahı gibi hayatımız.

Umut dolu ama çabadan yoksun.

Biraz buruk ve suçluluk duyarak gülümsüyoruz doğan güneşe.

Yeni tanıdığımız birini dıştan süzerken duyduğumuz heyecan da böyle soluyor, sabaha karşı yastığa başımızı yalnız koyarken.

Okuman gerek

Posted: Ekim 20, 2011 in akil fikir, hayat, internet
Etiketler:, ,

Dirimizi beğenmediler ki ölümüzü beğensinler

Dün 26 gencin ölüm haberi geldi, dünyanın benim yaşadığım öbür ucuna. Bugün Behruz hoca...Kara haber gerçekten tez duyuluyor. 

Ölüme de, ölene de üzülen biri değilim. Ölümün üzülmemizi gerektiren bir yanı olduğunu düşünmüyorum. Hele hele ölen kişi için. Ölüm bizi sevdiklerimizden ayırdığı için acı veriyor. Ölüm arkada kalanı üzüyor, ölenden daha çok. O yüzden ölene değil de, ölüsü olana üzülürüm.

Bu yüzden, hepimizin başı sağolsun; kendi ölümümüz gelene dek, daha pek çok insanın ölümüne tanıklık edeceğimiz için.

Bu noktada, Internetten biricik anneme, oradan da bana ulaşan felsefi postalardan birini daha paylaşmak istiyorum. Internet ortamının, sosyal medyanın kendi felsefecileri var artık biliyorsunuz. Hatta öyle ki, ben onların stoacıların şimdiki zaman torunları olduklarına inanmaya başladım. Eskiden stoacılar vardı; şimdi sosyal medyacılar var. Tıpkı stoacılar gibi, onların çağdaşımız olan torunları da, her gün çeşit çeşit konu üzerindeki irdelemeleriyle posta kutularını, twitleri, facebookları dolduruyorlar. Bu da onlardan biri olmalı, kaynağını, yazarını bilmesem de. (stoacılar ve sosyal medyacılar arasındaki benzerlik ciddi ciddi üzerinde çalışıp düşünmeyi istediğim bir konu; bununla ilgili birşeyler yazacağım yakında). Konumuza dönecek olursak:

Üzülüyorsun, takma diyorlar.
Kızıyorsun, değmez diyorlar.
Boş veriyorsun, gamsız diyorlar.
Konuşuyorsun, muhatap olma diyorlar.
Çekip gidiyorsun, mücadele et diyorlar.
Alttan alıyorsun, tepene çıkardın diyorlar.
Bağırıyorsun, sakin ol diyorlar.
Aklı başında davranıyorsun, bu kadar uslu olunmaz diyorlar..
.
Ölünce ne diyecekler?
Muhtemelen ...ölüm sana yakışmadı...
Normal tabii, dirimizi beğenmediler ki, ölümüzü beğensinler !!!

dibimi gördüm geliyorum

Posted: Ekim 13, 2011 in akil fikir, hayat

Ayak bileğimde inceden bir sızı var. Aikido yaptığım gecelerde olur hep, sağımda solumda ufak çürükler, ne zaman olduğunu bilmediğim ezikler. Keyfi bu galiba biraz. Yürüyüşüm değişiyor istemeden. Ertesi sabah hafif topallarken, sanki geceyi Fight Club ringinde geçirmişim gibi hissediyorum.

***

Derler ki, ara ara alışık olduğun tavırların, rutin duruşların dışına çık. Kendine yabancı ol biraz.Genç tutarmış bu bizi; uyanık. Bugün O’nun için kendimden beklemeyeceğim pek çok şey yaptım. Daha genç ve uyanık hissetmemekle beraber, kendimle gurur duyduğumu söyleyebilirim (bide olmaz bu kadar tatli bi’sey, allah yaratti demen).

***

Günün parçası şüphesiz Afilli Yalnızlık…Saykoya bağlayıp bir milyonuncu kez dinlediğimde aynı gazı verdiği için tebrik ediyorum kendilerini. Anlamı derinden vurdu; artçı şoku çok. Siz isteseniz de anlayamazsınız ‘bu kez yalnızlığımın nasıl pek bi afilli olduğunu’. Oysa ne çok isterdim bunu vırt diye kapmanızı. Yeri gelmişken, bir ufak not da ileteyim: ‘ne halim varsa gördüm’, sonradan benden nefret eden tüm sevgili aşklarım; içiniz rahat olsun. Cehennemdeki Dante’den kalın ve yanık tenim, dibimi gördüm geliyorum.